Arşiv | Genel

Basın Açıklaması

Basın Açıklaması

Posted on 12 Ocak 2011 by admin

Basına ve Kamuoyuna

12 Ocak 1961 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 224 sayılı “Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanunun” 50. Yılını geride bırakmış olduk. “Sosyalizasyon Modeli” olarak da adlandırılan sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi,  Türkiye Sağlık Sistemi için bir dönüm noktasıdır. Basamaklandırılmış sağlık sistemi, bölge ve nüfus tabanlı hizmet, koruyucu, iyileştirici, tedavi edici sağlık hizmetlerinin birlikte verildiği bütünlüklü bir yaklaşımla ve geniş sağlık ekibi ile verilen hizmet, basamaklar arası geri bildirimi de içeren sevk sistemi,  ücretsiz hizmet gibi ilkeleriyle çağdaş sağlık hizmeti anlayışının iyi bir örneği olarak nitelendirilebilecek bu model ülkemizin içselleştirdiği ve benimsediği bir yapı kurmuş ve ülkeyi “sağlık ocaklarıyla” donatmıştır.

Bilindiği üzere 2011 yılı itibariyle bütün ülkede Hükümetin Sağlıkta Dönüşüm Programı ile  “Sağlık Ocağı – Sosyalizasyon Sisteminden”  “Aile Hekimliği Uygulamasına” geçilmiştir. Halkımızın daha ne olduğunu bilmediği bu uygulama, pilot olarak hayata geçirilen tüm illerde büyük aksaklıklar yaşamış olmasına rağmen Hükümetçe ısrarla hayata geçirilen bir uygulamadır. Nüfus ve bölge olarak daha düzenli olan batı illerimizde bile doğru dürüst uygulanamayan Aile Hekimliği Sistemini içinde bulunduğumuz coğrafya gibi kırsal nüfusu fazla  ve dağınık olan bir yerde uygulamak, halkın sağlığıyla oynamaktır.

Bizler, sürekli olarak vatandaşın yanında ve hizmetinde olan sağlık çalışanları ve hekimler olarak, mesleğimizi en iyi şekilde, en iyi koşulda, gelecek kaygısı duymadan ve kendimizi sürekli geliştirerek uygulamak istiyor ve halkımızı da en iyi sağlık hizmetini almaya layık görüyor ve

uyarıyoruz;

  • Aile Hekimliği Sisteminde Hekiminiz elektrik, su, yakıt faturasını, Aile Sağlığı Merkezi denilen yerin kirasını ödemekte, muayene sedyesini, masa ve sandalyesi olmak üzere herşeyi kendisi almakta, temizlik elemanı çalıştırmakta ve adeta bir işletmeci olmaktadır.
  • Dün aşınızı, iğnenizi yapan ebe-hemşireler ortadan kalkmakta, Aile Sağlığı Elemanı adıyla yeni bir meslek hortlamaktadır.
  • Sözleşmeli olarak çalıştırılan hekim ve sağlık çalışanınızın iş güvencesi ortadan kalkmakta, her gün işten atılma korkusuyla adeta tehdit edilmektedir. Sağlık hizmetleri taşeronlaştırılmakta, sağlık bakanlığı hekim ilişkisi ticari bir ilişkiye dönüşmektedir.
  • Hekimleri vasıfsız bir işçi olarak gören bu sitemle birlikte hekime onur kırıcı nitelikte olan ceza puanı sistemi gelmektedir.
  • Aile Sağlığı Merkezleri özel hastaneler gibi A,B,C,D olarak sınıflandırılmakta ve daha düne kadar sağlık hizmeti aldığınız sağlık ocakları bu sistemde hiçbir sınıflamaya girmemektedir.
  • Henüz ASM’lerinde laboratuar hizmeti verilmemekte, nasıl verileceği de bilinmemektedir.
  • Sevk zinciri gelmemiş olmasına rağmen, hekim başına düşen hasta sayısı 2002’de 20 iken bu sistemde 50 olmaktadır.
  • Eskiden bütünlüklü aldığınız sağlık hizmetini Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) diye iki farklı yerde, farklı hizmetlerle almaktasınız.
  • TSM’lerinde personel eksikliğinden dolayı çocuklarınızın okul aşıları aksamaktadır.
  • Aile Planlanması,Ana-Çocuk Sağlığı hizmetleri, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve Devlet Hastanelerinin Acil Servis hizmetleri hekim azlığından dolayı aksamaktadır.
  • Kürtçe konuşulan bir bölgeye Kürtçe bilen hekim ve sağlık personelinin görevlendirilmesi Sağlık Bakanı tarafından gereksiz görülmektedir.

Bizler Diyarbakır Tabip Odası olarak, “İyi Hekimlik ve Nitelikli Sağlık Hizmeti” perspektifiyle; Anadilde, eşit, ücretsiz, ulaşılabilir A sınıfı sağlık hizmeti ve saygın bir birinci basamak hekimliği istiyoruz.

“Sağlık Hizmetlerinde Piyasalaştırma Değil, Kamucu-Eşitlikçi Sosyalleştirme” sloganıyla hükümeti Sosyal Devlet olmanın gereğini yerine getirmeye, halkımızı da sağlığına ve hekimine sahip çıkmaya, sağlığıyla oynayanlardan hesap sormaya çağırıyoruz.

DİYARBAKIR TABİP ODASI

Yorumlar (0)

11.01.2011 kadın yürüyüşünden fotolar

11.01.2011 kadın yürüyüşünden fotolar

Posted on 12 Ocak 2011 by admin

Yorumlar (0)

Basın açıklaması

Basın açıklaması

Posted on 10 Ocak 2011 by admin

BASINA VE KAMUOYUNA

.

Diyarbakır ilinde 15 Kasım 2010 tarihi itibarı ile Aile Hekimliğine geçilmiştir. Bilindiği üzere daha önce sosyalizasyon yasası kapsamında Sağlık Evleri-Sağlık Ocakları hizmet vermekteydi. Sağlık ocakları bölge odaklı, poliklinik hizmetleriyle beraber, aşılama, aile planlaması, çevre sağlık hizmetleri gibi daha bütünlüklü bir sağlık hizmeti sunmaktaydı. Doktor, ebe, hemşire, sağlık memuru, hizmetli, tıbbi sekreter ve çevre teknisyeninden oluşan ekip ruhuyla hizmet verilmekteydi.

Son dönemlerde, neoliberal politikalar gereği sağlığın piyasaya açılmasını isteyen tekelci güçler kendi çıkarlarına en uygun sistemi dayatmışlardır. Yaşanan bu sürecin sağlıkta piyasalaşmanın bir halkası olduğu ve Ülkemizde yürütülen sağlıkta düğüşüm programından ayrı değerlendirilemeyeceği bilinmektedir.

Yasal düzenlemeler güya iyileştirme adı altında başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarını sorunun bir parçası olarak görmüş, halkın sağlığını ise ticari bir anlayış ile şekillendirmiştir.

Sağlıkta dönüşüm projesi adı altında yürütülen sağlığın özelleştirilmesi kapsamında yapılan aile hekimliği pilot uygulamasından kötü sonuçlar elde edilmesine rağmen, iktidar bu uygulamayı tüm ülkede uygulamaya koymuştur. Bu kapsamda yıllardır planlanmasına rağmen, hiçbir ön hazırlık yapılmadan, sistem oturtulmadan, alt yapısı tam oluşturulmadan diğer illerde olduğu gibi Diyarbakır’ da  da Aile Hekimliği uygulamasına geçilmiştir. Hekimler son bir aylık süreçte Uygulama sırasında bilgisayar programı(AHBS) kullanımı ile ilgili sıkıntıları, yardımcı sağlık personeli sıkıntıları, sarf malzeme alımları,  klima alımları, elektrik, su kesintileri, boya işleri ile uğraşıyor olmaktan dert yanmışlardır. Geçen süreçte başta kiralık ASM’ler ve ilçe ASM’le olmak üzere gezilen birçok ASM’de fiziki koşulların uygun olmadığı gözlenmiştir. İl Sağlık Müdürlüğünce birçok ASM’nin tadilat, boya badana vb işlerinin Aile Hekimlerince yapılması ivedilikle istenmiştir. Ancak yıllardır bu binalarda hizmet veren hekimler olarak buraların fiziki koşullarının uygunsuzluğunu defaten idareye bildirdiğimiz halde hiçbir düzenleme yapılmamışken hekimlerin ücretlerinden bu işlerin yapılmak istenmesi en iyi tabirle yönetenlerin hekimlerin cebine elini kolu ile beraber sokması olarak değerlendirilmiştir.

Hastane Acil servislerinde görev yapan deneyimli hekimler aile hekimliğine geçerken  yerlerine biyokimya, patoloji, göz. KBB uzmanlarına gibi spesifik branş hekimleri veya yeni mezun hekimlere Acil Servis nöbeti tutturulmaktadır. Yıllarca hasta muayene etmeyen ve reçete yazmayan hekimlerle acil  servis gibi önemli bir sağlık hizmeti verilmeye çalışılmaktadır.

Aile Hekimliği Bilgi Sistemi bir aydır çalışmamaktadır. Her hekim için 4000 civarı belirtilen hasta sayısı sistemde görülmemektedir.

Birçok ASM’de alt yapı ve sistem sorunundan dolayı hasta bakılamamaktadır.

Hangi vatandaşın hangi aile hekimine bağlı olduğu bir ay gibi bir süre geçmesine rağmen hala net değildir. Aile bireyleri farklı hekimlere bağlanmış, aynı binadaki evler bile farklı hekimlere verilmiştir. On hanelik bir köy bile 3 hekime kayıtlıdır görünmektedir. Merkezden 40 km uzak  bir mesafede birkaç aile hekimliği birimine bağlanan evlere 3 ayrı hekimin görevlendirilmiş olması sistemin ne kadar dağınık ve sağlıkla ilgisi olmadığını ortaya  koymaktadır. İlçelerde çalışan Aile Hekimlerine yasal olmayan acil nöbetleri tutturulmaktadır Hekimler sorunların çözümünde muhatap bulamamaktadırlar. Hekimler ve aile sağlık elemanları maddi ve manevi yönden mağdur edilmiş, yalnız bırakılmıştır.

Bizler Diyarbakır Tabip Odası olarak; Diyarbakır’ da 2. basamak sağlık hizmeti veren hastaneyi kapatan, Aile Hekimliği aldatmacasıyla Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerini özelleştiren ve halk sağlığını ticari bir algı ile şekillendirmeye çalışan yöneticilere soruyoruz;

Plansız, programsız bir pratik ile sağlık gibi önemli bir hizmeti sağlıklı bir şekilde nasıl vereceksiniz?

Özel bir firma aracılığıyla Aile Hekimlerine parayla satıldığı halde,  Aile Hekimliği Bilgi Sisteminden beklentileriniz nedir?

Diyarbakır gibi kırsal nüfusu fazla olan bir ilde aşılama, gebe takibi ve çevre sağlığı hizmetleri nasıl verilecektir? Geçiş dönemi uygulanmadan aile hekimlerine bırakılan bu hizmetlerin aksamasından doğacak salgın, sakatlık ve ölümlerden kim sorumlu olacaktır?

112 Acil hizmetlerde hemen hemen hiç doktor kalmamış, çoğu hizmetler yardımcı sağlık personeline bırakılmıştır. Bu uygulama sağlıklı mıdır?

Yasaları çiğneme ayrıcalığı sadece yönetenler için mi mübah ve yasaldır?

Aile Hekimlerine neden yasal olmayan nöbet tutturulmaktadır?

Hastane Acillerinin ve 112 Ambulansların boşalması konusunda ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

Çevre sağlığı ve halk sağlığı hizmetlerini nasıl vermeyi planlamaktasınız?

Bölge tabanlı sağlık hizmetinden, bireysel sağlık hizmetine geçişin adı olan aile hekimliği sisteminde, Diyarbakır’ da anne, baba ve çocuk ayrı ayrı hekimlere bağlanmıştır? Bunun neresinin adı Aile Hekimliğidir?

Birinci basamağı özelleştiren, sağlık çalışanlarını iş güvencesiz  hale getiren ve sağlık hizmetini ticari algı üzerinden şekillendirmeye çalışan Sağlıkta Dönüşüm Yasalarının Sağlıkta Çöküş Yasası olduğuna inanıyoruz. Sizleri İMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan bu uygulamalardan bir an önce vazgeçmeye davet ediyoruz.

DİYARBAKIR TABİP ODASI

Yorumlar (0)

İşyeri Hekimliği Sertifikalarının tescili

İşyeri Hekimliği Sertifikalarının tescili

Posted on 03 Ocak 2011 by admin

Türk Tabipler Birliğine yapılan çeşitli başvurularda işyeri hekimliği sertifikalarının Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği kapsamında tescil edilip edilmeyeceği sorulmaktadır.

Sözü edilen Yönetmelikte, sağlık alanında özel mevzuatına göre yapılmış olan eğitimler sonucunda verilen sertifikaya sahip kişilerin,  Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren tescil amacıyla 6 ay içerisinde Genel Müdürlüğe başvuracakları, bu sürede başvurmayanların sertifikalarının geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle Yönetmelik kapsamındaki sertifikaların Yönetmeliğin yayım tarihi olan 21.08.2010 tarihinden itibaren 6 ay içinde, yani 21.02.2011 tarihine kadar Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü’nce tescili istenmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından, bir bütün olarak hukuka aykırı olan söz konusu Yönetmeliğin iptali istemiyle dava açılmıştır. Bu davada  yukarıda belirtilen düzenlemenin de iptali istenmiştir.

Öte yandan işyeri hekimliği sertifikaları Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği kapsamında olmayıp, işyeri  hekimliği sertifikalarına ilişkin düzenlemeler, ayrıca bu alana özel mevzuatında yapılmıştır.  Bu nedenle işyeri hekimliği sertifikalarının Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği’ne göre tescili gerekmemektedir.

Yorumlar (0)

Üniversitelerimize sahip çıkıyoruz!

Üniversitelerimize sahip çıkıyoruz!

Posted on 03 Ocak 2011 by admin

AKP Hükümeti’nin tıp fakültelerini de işletmeleştirme girişimine karşı Ankara’daki tüm fakültelerinden öğretim üyeleri, asistanlar, öğrenciler bugün (4 Ocak 2011) “Üniversitelerimize sahip çıkıyoruz” sloganıyla biraraya geldiler.

Ankara Tabip Odası’nın hazırlığı ve organizasyonu ile saat 12.30′da Hacettepe ve İbni Sina Hastaneleri önünde toplanan hekimler, buradan Ankara Üniversitesi Morfoloji Binası’na yürüdüler. ”Daha fazla işlem değil, daha fazla eğitim”, ”Niteliksiz fakültelere son”, ”Performansa dayalı değil, güvenceli gelir istiyoruz” yazılı dövizler taşıyan öğretim üyeleri, asistanlar ve öğrenciler, ”Hastaneler halkındır, satılamaz”, ”Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” ve ”AKP elini üniversiteden çek” şeklinde sloganlar attılar. Burada Ankara Tabip Odası adına bir konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, üniversitelerin niteliksizleştirilmesine, bilimin değersizleştirilmesine, sağlığın ticarileştirilmesine itiraz ettiklerini ve üniversitelere sahip çıktıklarını söyledi.

ATO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Özden Şener’in basın açıklamasını okumasının ardından, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi adına Prof. Dr. İskender Sayek, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi adına Prof. Dr. Burhanettin Kaya, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi adına Prof. Dr. Erhan Nalçacı ve Prof. Dr. Ethem Geçim ve SES Başkanı Bedriye Yorgun, birer konuşma yaparak AKP Hükümeti’nin ve Sağlık Bakanlığı’nın üniversiteler üzerinde oynadıkları oyuna gelmeyeceklerini vurguladılar.

Yorumlar (0)

Doktorun girdiği eve devletin sosyal imkânları da girecek

Doktorun girdiği eve devletin sosyal imkânları da girecek

Posted on 03 Ocak 2011 by admin

Sağlık Bakanlığı yatağa bağımlı hastalara verdiği ‘evde bakım hizmetleri’nin kapsamını genişletiyor.

Hekimler, bundan böyle evde sağlık hizmeti alan hastaların barınma, ısınma, yiyecek ve giyecek gibi sorunlarına da duyarsız kalmayacak. Evde bakım koordinasyon merkezi, hastaları devletin onlara sağladığı bu tür haklardan haberdar ederek, kaymakamlık, sosyal hizmetler, vakıflar, sivil toplum örgütleri ile irtibatı sağlayacak. Merkezin bu işleri organize etmesini hedeflediklerini açıklayan Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Vekili Orhan Koç, “Hekimimizin girdiği yere artık devletin sosyal destek imkanlarının tümü girecek.” dedi.

Sağlık Bakanlığı evde sağlık hizmetleri kapsamında 11 bin 269 sabit hastaya ulaştı. 2011 sonu itibarıyla ise 100 bin kişiye ulaşmayı hedefliyor. Orhan Koç, 81 ilde evde sağlık hizmeti birimi kurulduğunu bildirdi. Bu illerde 444 38 33 No’lu telefon ile bu birime erişimin sağlandığını belirterek, “Bu numara arandığında evde bakım birimi koordinasyon merkezi çıkıyor. Görevliler, hasta ile ilgili kayıtları alıyor, en yakın evde bakım birimine hastayı yönlendiriyor. Oradaki ekipler hastayla ilgili programı başlatıyor.” bilgisini verdi.

Toplam 445 birimde bu hizmetin verildiğini kaydeden Koç, “Bunun yanı sıra 4 tane ağız-diş sağlığı merkezinde evde diş sağlığı ile ilgili uygulama başlattık. Bunu yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. Bu hizmette hedef nüfusun yatağa bağımlı hastalar olduğunu aktaran Koç, KOAH’lı hastalar, ağrıları şiddetli kanser hastaları, ileri dönem kas hastaları ile yeni doğan sarılığı ve spastik çocukların da uygulama kapsamına alındığını duyurdu.
Kaynak:

Yorumlar (0)

Özel hastanede Bağ-Kur’lu doktor dönemi

Özel hastanede Bağ-Kur’lu doktor dönemi

Posted on 03 Ocak 2011 by admin

Sağlıktaki agresif rekabet özel hastaneleri yeni maliyet düşürücü tedbirler almaya itiyor. Son uygulama ise doktorları Bağ-Kur’lu yapmak.

Hastaneler çalıştırdıkları doktorlara “Bağ-Kur’lu ol, sigortanı ve vergini kendin öde” diyerek prim, kıdem ve ihbar tazminatı yükünden kurtuluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yetkilileri ise uygulamanın özel hastanelerde giderek yayıldığını belirterek, “Daha önce bu yola başvuran hastaneleri uyarıyorduk. Ancak düzenlemeyi değiştirdik. Artık Bağ-Kur’lu doktor çalıştırmanın önü açıldı” dediler.

Özel hastaneler SGK’lı olan doktora ödediği ücretin tamamını gider olarak gösteremiyor. Bu durum da ciddi bir personel maliyeti getiriyor. Bu maliyetten kurtulmak isteyen hastaneler, çalıştıkları doktorlarla Bağ-Kur’lu olmasını istiyor. Böylece hizmeti dışarıdan almış gibi gösteriyor. Bağ-Kur’lu olmayı kabul eden doktorların büyük bir bölümü evini işyeri olarak gösteriyor ve hastanedeki faaliyetlerini ‘hizmet satımı’ olarak belgeliyor.

HACER BOYACIOĞLU

Kaynak:

Yorumlar (0)

Aile hekimleri akşam da hastalara bakacak

Aile hekimleri akşam da hastalara bakacak

Posted on 03 Ocak 2011 by admin

Aile hekimliğinde vatandaşın en çok talep ettiği uygulama hayata geçiyor.

Aile hekimleri bundan böyle akşam saatlerinde de hastalara bakacak. Saat 17.00′den sonra vatandaşlar hekimine gidip muayene olabilecek. Bunun için bir mahalleden belli sayıda vatandaşın ilsağlıkmüdürlüklerine dilekçeyle başvurması gerekiyor.

Türkiye’nin 81 ilinde hayata geçen aile hekimliğinde ‘vatandaşa göre tedavi saatleri’ uygulaması başlıyor. Aile hekimleriyle ilgili mesai kaydırması çalışması yapanSağlık Bakanlığıbu konuda İl Sağlık Müdürlüklerini yetkilendirdi. Haftalık mesaileri 40 saat olan aile hekimlerinin bu dilimi en verimli şekilde kullanmaları için mesai bölünecek. Vatandaşın en çok gerekli olduğu saatlere göre aile hekimlerine yeni çalışma saatleri tayin edilecek.

Yeni uygulama için münferit birkaç vatandaş başvuru değil, aile hekiminin baktığı mahalleden toplu başvuru gelmesi gerekecek. Örneğin bir mahalledeki 500 vatandaş ‘Akşam 17.00 ile 20.00 arasında hizmet almak istiyoruz’ diye talepte bulunacak. Bu başvuru ilçelerdeki sağlık grup başkanlıklarına veya muhtarlıklar aracıyla il sağlık müdürlüklerine ulaştırılacak. Aile hekimi de vatandaşın bu talebine göre yeni çalışma saatlerini İl Sağlık Müdürlüğü’ne bildirecek. İl Sağlık Müdürlükleri aile hekimin yeni mesai saatlerini onaylayacak ve ilan edecek.

Böylece aile hekimi, baktığı vatandaş grubunun Aile Sağlığı Merkezi’ne en rahat başvurabileceği saatlerde çalışacak. Sabah muayenelere geç başlayıp akşam geç gidebilecek. Her aile hekiminin günde 2 saat esnetme uygulamasına imkan tanıyan yeni çalışma modeliyle köylerde çapa sonrasına muayene ve tedavi koymak isteyen aile hekimi o saatlerde hasta bakabilecek.
 

Kaynak:

Yorumlar (0)